Angelique Houtkamp: Denizcilerin İzinde Bir Sanatkar

Çapa, kırlangıç, kılıç, kalp, kurukafa, yılan, gül motifleri ve kovboy, dansöz, denizkızı, falcı, kabare şarkıcısı kılığına girmiş güzel kadın figürleri: Sanat galerilerinde kanvas üzerinde değil, denizcilerin çıplak göğüslerinde sevilmiş, Amerikan kültür tarihinin ikonik resimleri. Bu resimler, yani denizci dövmeleri, Amerika’ya dair diğer her şey gibi başka kültürlerden, özellikle Doğu’dan ve Asya’dan alınıp yerelleştirilmiş melezler aslında.
Bu dövmelerin her birinin denizci dilinde özel bir anlamı varmış. Kırlangıç ‘eve dönüş’ü, çapa ‘denge’ ve ‘istikrar’ı simgeliyormuş mesela. Üzerindeki boş ‘etiket’e sevilen kişinin isminin kazındığı kalpler ise, Hollywood tarzı aşkın, dolayısıyla Amerika’nın ‘seri üretim’ kültürünün göze en hoş görünen, en ünlü sembollerinden birisi; romantik bir yolculuk yadigarı.
Amerikan dövme sanatının öncüsü Norman Collins (nam-ı diğer Sailor Jerry), donanmadan ayrılıp profesyonel anlamda dövmecilik yapmaya başladıktan sonra bile kendisini ‘denizci’ olarak tanımlamaya devam etmişti. İğne tasarımı, renk kullanımı ve hijyen meselelerinde çığır açmış bu titiz dövmecinin sanatına yön veren, onun dinmek bilmez denizcilik tutkusu olmuştu. Sailor Jerry dövme sürecinin de bir yolculuk (çoğu erkek için bir fetih yolculuğu) olduğunu anlamış, kırlangıç ya da çapa gibi kendi kendini açıklayan evrensel sembollerin dahi değişik renk kombinasyonlarıyla ne kadar kişisel bir ifade aracı haline gelebileceğini fark etmişti.
Sailor Jerry’nin dövmeleri genç erkeklere deniz yolculuklarında, savaş meydanlarında ve ilk kez gördükleri ‘el değmemiş’ topraklarda eşlik etmiş, bütün bu süreç boyunca onlara - adeta görev bilinciyle –eve dönüşün mümkün olduğunu hatırlatmıştı. Bu esnada evde onları bekleyen kadınlar, kendilerini canla başla bu dövmelerdeki Bettie Page tarzı pin-up kızlarına benzetmeye uğraşıyorlardı. ‘Maço’ dövmelerin taşıdığı anlam, geride kalanlar için bambaşkaydı belli ki.

Bugün o dönemin kadınlarının giyim kuşam ve saç stillerini; müzik zevklerini; Hollywood romansına, kabare nostaljisine, korseye, kırmızı ruja ve erkek egemen iş hayatına bakışlarını - yani ‘50li yılların bütün bir rockabilly kültürünü - benimsemiş modern feminist toplulukların üyeleri, Sailor Jerry tarzı dövmelerini kaslı kollarında gururla sergiliyorlar. Tek başlarına ufak çapta bir alt kültür oluşturmuş bu güçlü kadınlar tarafından en çok el üstünde tutulan sanatçılardan birisi, Sailor Jerry ve benzerlerinin –bugün zaten ‘kadınsı’ olarak değerlendirilen - sanatını hem kadınsı, hem de Avrupalı bir bakışla yeniden yorumlayan Angelique Houtkamp. Sanatçının bu kadar sevilmesinde ve bu topluluklar tarafından bir star olarak görülmesinde, onun inanılmaz güzellikteki resimlerinin yanı sıra, kendisinin, resmettiği kadınlar gibi renkli, romantik, nostaljik ve hoş bir karakter olmasının da payı var: Houtkamp, 20.yy başındaki sirk afişlerinde çok sık görülen ‘dövmeli kankan dansçısı egzotik kadınlar’ ile ‘50li yılların pin-up takvim kızları arasında bir yerde duruyor.
Hollandalı sanatçının işi, eski usül denizci dövmelerini tuvale aktarmaktan ibaret değil elbette, ancak eserlerinin ve kendi sanatçı kimliğinin kökenini burada aramak yanlış olmayacaktır. Angelique Houtkamp, kariyerine otuz yaşında, Sailor Jerry tarzı dövmeler yapan bir çırak olarak başlamış. Dövme fuarlarında sergilediği tasarımlar galeri sahipleri tarafından keşfedilip sergilenince, sanat dünyasından ciddi bir hayran kitlesi edinmiş ve dövmecilikten yavaş yavaş uzaklaşıp kendini dövme sanatından ilham alan resimler yapmaya adamış. Houtkamp Amsterdam’daki stüdyosunda hala kişiye özel dövme tasarımları yapıp uygulasa da, artık daha çok suluboya resim üzerine çalışıyor. Onun resimlerindeki denizci motiflerini bedenlerinde taşıyan rockabilly chick’lerin sayısı ise hiç de az değil.

Houtkamp’in eserlerinin yalın ve görünür (kolay algılanabilir) olmaları, kesinlikle derinlik yoksunu oldukları anlamına gelmiyor. Korsanların parşömen haritalarını ya da insan tenini andıran bir fonun üzerine yerleştirilmiş çapa, kırlangıç, kurukafa, falcı kadın, denizkızı ve kaplan terbiyecisi… hepsi de evrensel sembollerin, yolculuk hatıralarının, savaşın, nostaljinin ve şov dünyasının egzotik kişiliklerinin hikayesini anlatıyorlar. Houtkamp’in Sailor Jerry tarzı denizci dövmelerinden, burlesque gösterilerinden, dedektif filmlerinden, vintage kartpostallardan, mitolojiden ve sessiz film yıldızlarından ilham alan resimlerine bakınca, arka planda panayır gürültüsüne karışan tatlı bir sirk müziği duymamak elde değil.
Resimleri kadar olmasa da, Houtkamp’in cam fanuslar içinde sergilediği minyatür kafatası heykellerinden oluşan Baby Skulls serisi de oldukça sevimli ve ilgi çekici. Ünlü Hallstatt (Avusturya) kafataslarından ve Cadılar Bayramı’ndan ilham alan bu seri, 17.yy botanik resminin önemli isimlerinden Herman Henstenburgh’un güllü, kurukafalı natürmort tablolarına öykünür bir biçimde, sanatçının stüdyosunda sergilenmekteler.
Son olarak, bu resimlerden birini ömür boyu üzerinde taşımak isteyenler için bir not: Yolunuz Amsterdam’a düşerse Houtkamp’in stüdyosuna uğrayabilir ya da oturduğunuz yerden, posta yoluyla, sanatçıdan – tabii, belirli bir ücret karşılığında – size özel bir dövme tasarlamasını rica edebilirsiniz. Başka bir seçenek ise, sanatçının resim ve dövme desenlerini bir araya getirdiği Tattoo Darling ve Tattoo Mystique kitaplarından (Outré Gallery Press) birini edinip dövmecinizin yolunu tutmak.

Xoxo the Mag Nisan sayısında yayımlandı.














